/  Mavi Büyüme   /  Kadim Üretim Havzaları

Kadim Üretim Havzaları

Kadim Üretim Havzaları kavramı, “Indigineous Production Landscapes”[1] olarak literatürde yer almakta olup bir bölgede yüzyıllardır herhangi bir müdahaleye bağlı olmaksızın doğal olarak yapılagelen üretim ilişkilerini ifade etmektedir.

Bu kavram özellikle sürdürülebilirlik kaygılarının kendine yer bulduğu yeni dönem iktisadi üretim yöntemleri içerisinde yoğun olarak kullanılmakta, bölgelerde doğal ve değişime dirençli üretim desenlerinin, bölgenin flora ve faunasının, kültürel faaliyetleri gibi varlık temelli unsurlarının belirlenmesi ve korunması, bu varlıkların, değerlerin niteliklerinde herhangi bir kayba uğramaksızın bir bütünlük içerisinde varlıklarının geliştirilerek sürdürülmesi amaçlanmaktadır.

İspanya’da Dehasa, Hawai’de Ahupua, Japonya’da Satoyama Havzaları, Türkiye’de Güneybatı Anadolu’ya uzanan antik tarım terasları Dünyada bu konuya ilişkin iyi uygulama örnekleri olarak nitelendirilebilecek Kadim Üretim Havzalarıdır. Toprağın sürülmesi ve sulanması dahil hiçbir işlemin yapılmadığı, tarım kimyasallarının kullanılmadığı ekolojik süreçlerle temiz ve sağlıklı üretim yapılması mümkün olmaktadır.[2] Örneğin, kadim üretim havzası niteliğindeki bir doğal zeytin ormanında, sulama ve gübreleme gibi herhangi bir zirai müdahale yapılmamakta, tarım alanları arasında çit vb. yapay bölmeler ve sınırlar yer almamaktadır. Dolayısıyla o bölgede hayvan varlığı da serbest olarak hareket etmekte, üreticiler hasat ve nadas gibi uygulamaları yüzyıllar içerisinde gelenekselleşmiş olduğu şekliyle yapmakta, üretim pratiklerini ve geleneklerini korumaktadırlar.

Japonya’da bulunan Satoyama Havzası kadim üretim yöntemlerinin devamının bozulmadan devam ettiği, biyoçeşitliliğini koruyan alanlardan biridir. Burada konuya ilişkin faaliyetlerin koordinasyonun sağlanması, bölgenin daha etkin bir şekilde korunması ve başarılı uygulama örneklerinin yaygınlaştırılması amacıyla Satoyama İnisiyatifi oluşturulmuştur.[3] Bu İnisiyatife üye olan kuruluşlar, sahada bulunan yerleşiklerle etkileşim halinde küresel boyutta bu konuda uygulanabilecek politikaların belirlenmesine çalışmaktadırlar.[4] Bu çalışmalardan çıkan en önemli sonuçlardan biri, havzalara ilişkin her türlü bilginin ve üretim süreçlerine ilişkin birikimin dokümante edilmesi, hızlı değişime bağlı olarak yerel topluluklarda ortaya çıkabilen kültürel birikim kaybının önüne geçmek amacıyla bu bilginin paylaşımına ve aktarıma ilişkin araç ve yöntemlerin geliştirilmesidir. Bölgenin envanterinin oluşturulması sonrasında bu havzalarda başta iklim kaynaklı olmak üzere değişen koşullara uyum sağlanmasına ilişkin yapılabilecekler, bölgelerde daha yüksek katma değerli üretimin yapılması ve gelir dağılımının iyileştirilmesi gibi konularda çalışmalar öne çıkmaktadır.

İzmir, kadim üretim havzaları açısından kent merkezinin çeperinde bulunan yerleşimlerden başlayarak ilin tümüne yayılmış şekilde çok zengin bir varlığa sahiptir. Bu varlık aynı zamanda ekonomik bir potansiyeli de ifade etmektedir. İzmir genelinde kadim üretim havzalarındaki zenginliklere ilişkin bir envanter çalışması, yapılacak gelir artırıcı-istihdam sağlayıcı faaliyetlere, bu kapsamda bölgelerde üretilen ürünlere katma değer kazandırılmasına, yapılan üretimin ihracat imkanlarının artırılmasına, bölgelerin tanıtımının yapılarak turizm potansiyelinin harekete geçirilmesine yönelik çalışmalar açısından da önemli bir temel oluşturacaktır. Bu nitelikteki çalışmalara örnek olarak Kınık-Bergama yöresinde halı ve kilim olmak üzere el sanatları, Yarımada bölgesinde tarımsal üretim yüksek potansiyele sahip öncelikli çalışma yapılabilecek konular olarak değerlendirilmektedir.

Kaynaklar:

[1] Reverso

[2] Doğa Derneği

[3] Satoyama Initiative

[4] UNU

Çağdaş GÜNEŞ
Birim Başkanı
Proje İzleme ve Değerlendirme Birimi

cagdas.gunes@izka.org.tr